“KADER”

HERKESİN OKUMASI GEREKEN BİR YAZI

NE OLURSUNUZ OKUYUN.  OLAKİ, BUNDAN SONRAKİ İHAYATINIZDA BİR GÜZELLİK OLUR…!

 

 

KADER

 

Hayat bir oyun. Oyunun tarafları ve kuralları var. Allah, yaratır, akıl verip yaşatır. Yaşattıklarına verdiği akıl çerçevesinde bilmediklerini ilahi kader hükmünce öğretir. Onun için Allah hiçbir zaman vermediğinden hiç kimseyi sorumlu tutmaz. Verdiğinden de hesabını esirgemez. Çünkü O, kul aklına çelme takmaz. Hiç bir kuluna da hile yapıp haksızlık etmez.

 

Demek ki, kader konusunda bu güne kadar bizler hep mazeret üretip Allah’ı suçlamışız. Bilip bilmeden Allah’a iftira edip, iftira atmışız. Yaptıklarımızın altında kalıp ezileceğimizi de hiç bilmemişiz.

 

Allah herkese yeterince akıl vermiş. Akıl içinde yeterli ve doğru olan düşünceyi üretmemiz için de okuyup öğrenmemizi istemiştir. Çünkü okuyup öğrenip düşünmeyen insan, insan olmaz demiştir.

 

Biz her işte olduğu gibi hep tembellik edip işin kolayına kaçmışız. Okuyup öğrenmemişiz. Çalışıp çabalayıp kazanmamışız. Hiçbir tedbiri alıp sebebe bağlanmamışız. Her şeyi Allah’tan bilip, her işimizi Allah’a havale etmişiz. Sonra kader deyip Allah’ı suçlayıp, dünyaya küsmüşüz.

 

Halbuki bizler okuyup öğrenip Allah’ın dediklerini ta başta doğru dürüst anlamış olsaydık. Bu gün bu topraklarda hiç kimse böyle olmayacaktı. Batılı dediğimiz Avrupalının çok önünde olacaktık. Hatta onlara şimdi bizler akıl hocalığı edecektik. Ama ne yazık ki, şimdi onlar bize ediyorlar.

 

Bizim bu güne kadar anlamakta geciktiğimiz ve hala yeterince önemseyip üstüne düşmediğimiz en önemli birinci konu; Okumak, okumak, okumaktır. Sonra düşünmek, düşünmek, düşünmektir.

 

Aklımız Allah’a düşüncemiz bize aittir. Onun için kendi dışımızdaki tüm cereyan edecek olan olay ve oluşumlarla ilgili ilahi kader hükmünce mücadelemiz kişiliğimizi ve kaderimizi oluşturur.

 

Allah’a ait olan akıl içinde çözümsüzlük yoktur. Yeter ki insan sahip olduğu akıl içindeki doğru düşünce seçeneğini aklına sunsun. Akıl da sunulan düşüncenin doğruluğuna göre irade oluşturabilsin.

 

Allah’ta çözümsüzlük var mı ki?

Akıl içindeki düşüncede de çözümsüzlük olsun.

Çözüme yönelik düşünce üretme insanın bilgi derecesine bağlıdır. Çünkü okuyan akıl, okyanuslar gibi derinleşir. Gökyüzü gibi ta Arş-ı Ala’ya kadar yükselir. Evren gibi de genişler. Her yeri kuşatıp kapsar.

Böyle bir akılda çözümsüzlük olur mu?

Elbette olmaz.

Olsa da sıfır seviyede, ihtimali düşük, yani yok denilecek kadar azdır. O da yine de kul aklından kaynaklanır. Yeterli bilgiye sahip olmamaktandır. Çünkü kul aklı cüzidir. Her şeyi bilmez. Bilmediği içinde bilgi de sonsuzluk arz etmez.

İşte asıl kader buradaki aklın yeterli bilgiye sahip olmamasındaki eksikliğinde oluşur.  Çünkü cüzi aklın çözüme yönelik oluşturacağı istenmedik, elde olmayan bir nedenle sıfıra yakın olan bir yanılgı da, bir küçücük yanlışta ya da herhangi bir dikkatsizlikte oluşacak bir kaçakta oluşursa bu bizim için engellenemeyen kader olur.

 

Demek ki, hayatta akıl erdirip, güç yetirerek doğru yönde irade oluşturup iyi ve güzel bir hayat yaşayarak memnuniyet içinde geride (mazide) bırakıp geldiğimiz, sonradan istesek de sonucunu bir daha asla değiştiremeyeceğimiz geçmişte yaşanmış olan bir hayat şekli bizim için sonuçta iyi bir kader olur. Yani sonunda keşke deyip pişman olmadan yaşanmış olan bir hayat şekli.

 

Yaşadığımız hayat içinde akıl erdirip erdirmesek de, güç yetirip yetirmesek de yanlış yönde irade oluşturup kötü ve çirkin bir hayat yaşayarak memnuniyetsizlik içinde yaşayıp geride (mazide) bırakıp geldiğimiz. Sonradan akıl erdirip güç yetirip istesek de sonucunu bir daha asla değiştiremeyeceğimiz geçmişte yaşanmış olan böyle bir hayat şekli de bizim için sonuçta kötü bir kader şekli olur. Yani sonunda keşke şöyle yapsaydık da bu başımıza gelmezdi, deyip pişmanlık duyduğumuz fakat yaşanıp geçmiş olan, sonunda telafisi mümkün olmayan bir hayat şeklidir.

 

Çünkü hayat, mekân üzerinde akıp giden zamana göre yaşanır. Şekillenip biçim alır. İşte yaşarken şekillendirip biçimlendirdiğimiz her anın yaşantısı sonunda bizim kaderimizi oluşturur.

Geçen zamanın bir daha tekrarı olmadığından yaşanılan hayatında sonradan tekrarı olmaz. Daha iyi bir hayat yaşanılmak istenildiğinde ne hayatın tekrarı, ne de yanlışını silecek silgisi vardır. Artık her şey gelip geçmiştir. Tekrarlanıp silinmeyen hayat sonunda bizim alın yazısı da dediğimiz kendi ellerimizle yazıp yaşayıp oluşturduğumuz kaderimizdir.

 

Birde kendi dışımızda İlahi kader hükmünce oluşan kaderimiz var ki, kulun bu kaderin oluşmasında hiçbir etkisi olmaz. Buna birkaç örnek vermeye çalışalım. Doğum, ölüm, ırk, renk, milliyet, cinsiyet, ana baba tayini ve seçimi gibi oluşumlar da bizim aklı irademiz dışındaki oluşumlar olduğundan bunlarda bizim ilahi kader hükmünce oluşturulmuş kaderlerimizdir.

 

Kısacası kader, sonunda değiştiremeyeceğimiz yaşanıp geçmiş olan hayatın alnımıza yazılmış sonucudur.

 

 

 

Cahit KARAÇ

Advertisements