Öğretim ve Eğitim

 

İnsan da dünya gibi düzülüp bozulan iki kutuplu bir varlık olduğundan zirvede duran baş içindeki aklıyla maneviyatına, beden içindeki kalbiyle de dünyevi olan bedenine hizmet eden canlı bir varlıktır. Baş ile beden aynı varlığa ait olduğundan her ikisi de varlığın bütününe hizmet eder.

Akıl Allah’a düşünce insana aittir. Kalp dünyevi olduğundan bedene aittir. Akıl, kalbin arzu ve istekleri doğrultusunda düşünce ve fikir üretir.

Akıl, insana yetkinlik kazandıran yeti merkezinin adıdır. Allah’a ait olduğundan ölçüsü sınırsızdır. İnsan aklının yetkinlik derecesinde düşünebildiği kadar olumlu ya da olumsuzluk içeren her şeyi akıl gücü oranında düşünüp düşünce üretebilir.

Kalp, bedenin tüm dünyevi ihtiyaçlarını gidermek için kendisine lüzum arz eden her şeyi arzulayıp isteklerini beyne iletir. Beyin de akıl marifetiyle bedene ait kalbin, tüm istek ve arzusunu içinde yaşanılan dünya denilen mekândan gidermekle görevlidir.

Allah dünyayı insan için, insanı kendisi için yaratmıştır. İnsan yaşadığı mekândan en iyi derecede faydalanıp yararlanabilmesi için yaşayacağı mekânı aklının erdiği, gücünün yettiği oranda mamur edip güzelleştirerek kendisine layık olabilecek güzellikte bir mekân haline getirip yaşamasını öğrenip bilmeli.

Bunun için öncelikle insana akıl, bilgi, ilim, irfan gerekir. Bunun için akla yetkinlik kazandırmamız gerekir ki yetkinlik kazanan akıl kendi ihtiyaçlarını giderebilmeyi öğrensin. Bunun içinde akıl, öncelikle öğrenip bilmeyi öğrenmeli ki, dünya denilen mekânda yaşarken ihtiyacı olan bilgiyi yine kendisi için yaratılıp var edilen dünya denilen mekândan nasıl elde edilip güzel yaşanılacağını öğrenip bilsin.

Bilmek için öğrenmek, öğrenmek için de bilmek gerekir. Öğrenip bilmek içinde her şeyden önce insana akıl gerekir. Akla yetkinlik gerekir.

Öğrenmek için insana akıl, akla yetkinlik kazandırmak gerekir ki, insan gönlü zenginleşip bollaşsın. Akla yol gösterip yön verebilsin. Sürekli seyrü sefer yaparak akla daha çok düş görüp, hayal etmesini sağlayarak daha çok düşünce üretmesini sağlayarak güzel yaşamanın yollarını arayıp bulsun.

Yetkinleşmiş aklın olgunluk kazanması için sımsıkı hayata tutunup çalışıp çabalaması gerekir ki, insan hayatta başarılı olabilsin.

Aklına yetkinlik kazandırmayıp başkalarının alıp kararlaştırdıkları kararlarla yaşayanlar, başkalarının aklıyla oluşturulmuş kaderleri kendi kaderiymiş gibi yaşarlar. Elbette sonunda uyumsuzluktan dolayı ruh ve beden istediği hayatı yaşayamayıp mutsuz bir ömür geçirmiş olar. Buna da kötü kader deyip katlanmak zorunda kalır. Bu kişinin kendi kaderi olmaz. Ama son pişmanlık fayda etmez. Bu yanlış yaşanılan hayatın vebaline kararı alan herkes ortaktır. Çünkü kişiye ömrü boyunca yanlış elbise giydirilmiştir.

İnsan akıl kapasitesinde verilen her bilgiyi bilgisayar gibi belleğine kaydedip öğrenebilir. Ama kişi bu şekliyle eğitilmiş olmaz. Çünkü eğitim dünyevi olan beden için içindeki kalbe aittir. O da güzel alışkanlıklar kazanıp elde ederek eğitilir.
O nedenle de dünyada öğretmeni Allah olan tek ilahi okul, vicdandır. Demek ki, insanın eğitilmesi vicdanla mümkündür. O da zamanla kazanılıp elde edilir. Onun için vicdan; yaşadığımız zaman içinde bizi, biz yapıp benliğimizi oluşturarak içimizden bizi görünmeden gözetleyen eğitilmiş gizli gözün adıdır.

Demek ki, insan benliğindeki vicdan denilen gizli gözün eğitimi, insanın doğumuyla başlayıp ölümüne kadar süren bir süreçtir. Aklın gelişip olgunlaşması derecesinde de olgunluk arz eder. Onun için bu oluşumun vakti zamanı, yaşı, yılı yoktur. Aralıksız ve kesintisiz sürdürülmesi gerekir. Çünkü insan bir damla sudan meydana gelmiştir. Onun için insan, meyillendirilip yön verildiği her yere akar.

Onun için öğretimde olmasa da eğitimde ara verip kesinti yapmak, insanın yaratılışından (ana rahminden) gelen özelliğinden dolayı kesinti yapılan noktada benliğinde iz yapar. İz yapılan yönde sürekli kanal ize olup o yönde de gelişmesini sağlar. Bu ister dini yönde olsun. İsterse de başka bir yönde olsun. Verilen eğitim ve izlenen politika her ne ise çocuk o istikamete yönlenip o istikamette de derinleşir. Bu ister dindarlık isterse başka bir şey olsun. Hiç değişmez.

Onun için çocuklarımıza dünyayı öğretip, diğer tüm dünya milletleri ile yarışıp güçlü olup, sürekli insanlık çıtasını yükselterek sevgi ve barış içinde insanca yaşamalarını sağlamak için kesintisiz ve kalıcı bir eğitim vermeliyiz ki, insan olup insanlık onurunu koruyarak özgürce yaşayabilsinler.

Çocuklarımızın böyle bir hayatı yaşayabilmeleri için öğretim ve eğitimlerine çok büyük önem vermeliyiz. Çünkü insan öğretim ve eğitimi dünyanın en büyük zenginliğidir. Bunun için tüm politik elbiselerimizden sıyrılarak geleceğimiz için doğru kararlar alıp, doğru uygulamalar içinde olmalıyız.

Çünkü çocuklar bizim. Gelecek hepimizin. Kısacası her şey insanımız ve Türkiye’miz için olmalı.

Onun içinde unutmayalım ki; Dünya matematiktir, hayat edebiyat. Her ikisini birden öğrenip yaşamak insanlıktır. O da huzur ve mutluluktur.

29.02.2012

Cahit Karaç

Advertisements