Küçük Aklın Büyük Oyunu

 

Ey dünyalı, dikkat et. Küçücük aklınla büyük oyun oynuyorsun. İşin sonunun nereye varacağını hem de iç bilmeden. Şu anda dünyanın içinde bulunduğu durumu bilip görüyorsunuz. Hiçbir şeyin tadı tuzu yok.

Dünyada her şey var ama nefes yok. Hayat yok. Huzur yok. Mutluluk yok. Her şeyde bir tatminsizlik, bir doyumsuzluk ve hiç dinmeyecek bir kanaatsizlik mevcut.

Zengini kârım azaldı diye üzgün. Fakiri de yeterli zenginliğe ulaşamadığına üzgün. Sanki bu dünyaya gelenler sırf mal, mülk, para kazanıp elde etmek, kazanıp elde ettiklerini biriktirip yığın yığın harman edip gitmek için gelmişler. İnsanlık adına başka hiçbir işleri, güçleri, gaileleri, düşünceleri yok.

Dünya nasıl daha iyi bir yaşama kavuşturulur. Bunu tüm dünya insanıyla nasıl kazanıp elde ederiz diye asla düşüneni yok. Düşünenlerin hepsi maalesef bu dünyayı nasıl ele geçiririz. Tüm insanlığa nasıl hükmederiz. Gibi düşüncelerin, çalışmaların gayreti içindeler. Hiç kimse nereye gittiğini bilmiyor. Dünyada artık her şeyin azalıp biteceğini bilen yok. Bilenlerin de hiç umurunda değil. İsterse dünya batsın. Yeter ki, onlar hedefledikleri sonuca ulaşsınlar. Tüm dünyayı ele geçirsinler.
Sanki bu dünya sahipsiz kalmış. Sadece bir tek onların. Onlara hizmet edecek. Onlar için başkaları hiç de önemli değil.

Aklı küçük olanlar her şeyi bildiklerini sanırlar. Onun için bilmiyorlar ki, dünya karda kayan kızak üzerine bindirilmiş gibi kayıp gidiyor. Sonucunu düşünüp akleden yok.

Ben size söyleyeyim. Dünyada zenginin fakiri ezme girişimine bir an önce son verilmezse, başlamış olan gidişat bizi adeta kıyamete götürür. Çünkü insanlık artık azmıştır. Küçük aklıyla her şeyi bildiğini sanan insanoğlunun artık hiçbir şeyi bilmediği ortaya çıkmıştır. Kendisine önerilen doğru bilgilerden sapıp uzaklaşmaktadır. Aksine kendine yararı olmayacak, insanlığın sonunu getirecek olan her türlü olumsuz bilgilerin peşine koşmaktadır.

Halbuki insanı küçücük bir virüs, kainatı da insan benliğine sığmayan küçücük bir bilgi öldürür. Kuralını bilmeyen İnsanlık adeta kendi sonunu bir an önce getirmek için benliğindeki egoizmine yenilip bu bilgiyi bulma peşinde koşmaktadır. Özellikle de zengin ülkeler bindikleri her dalı kesme peşindeler.

Bilmiyorlar ki büyük akıl sahibi, bu dünyayı önce insanlara sonra da tüm yaratılmış varlıklara armağan edildiğini, hepsinin ortaklaşa yaşamaları için yaratıp var edilmiş bir mekân olduğunu daha henüz hırsları yüzünden akledip düşünüp idrak edemiyorlar.

Zaten bu dünya gerçek anlamda akıllısı olmayan büyük bir tımarhaneye benzemektedir. Onun içinde sayıları çok az olan büyük akıl sahipleri, sayıları milyarları kat be kat aşmış olan küçük akıl sahipleri tarafından yönetildiği için bu güne kadar ne kendilerini ne de insanlığı yeterli seviyede geliştirip olgunlaştırabilmiş değillerdir. Çünkü aklı küçük olan büyük çoğunluğun hepsi bencildir. Hep kısa vadeli güdük düşünceye sahiptirler. Egoisttirler, sadece kendilerini düşünürler.

İşte bu yüzden bu gün dünyada sevgi, hoşgörü, muhabbet, barış içinde yaşanırken insanca üretim, paylaşım, dayanışma yoktur. Çünkü içinde yaşadığımız dünyanın kalbi yok. Kalpsiz bir dünyada yaşayan insanlarda da merhamet ile şefkat yok .

Dolayısıyla içinde yaşadığımız bu dünyada vahşi bir hayat sürmektedir. Az sayıdaki iyiler ile büyük akıl sahipleri hep kötü çoğunluğu oluşturan küçük akıl sahipleri tarafından sınanıp test edilmektedirler. Masum zavallı güçsüz insanlar hep bu şekilde sömürülmektedir. Zayıflatılıp masunlaştırılmaktadırlar. Gerektiğinde de boyunlarına vurulup hürriyetleri ellerinden alınıp yıllarca mazlumlaştırılmaktadırlar.

Kısacası üretirken tüketimden uzaklaştırılmışlar. Mağdurlaştırılıp el açıp dilenir hale getirilerek köleleştirilmişlerdir.

Bu gün dünyada akan göz yaşlarına, sevgisizliğe, hoş görüsüzlüğe, kana, kine, nefrete, düşmanlığa bir bakın.

Ağlamayan göz, kırılmayan kalp, yıkılmayan gönül, gülen yüz hiç var mı?

Hangi büyük akıl sahibi buna sonsuza kadar dayanıp seyirci kalır.

Küçük aklın bu oyununa, büyük akıl sahibi sonsuza kadar hiç izin verir mi?

Azıcık aklı, ilmi, irfanı, düşüncesi, inancı, idraki, imanı olan bir insancık bunları hiç bilmez mi? Akledip hiç düşünmez mi?

Onlarca kavimler bu şekilde gelip geçmiştir. Onlardan hiç ders alınmaz mı?

Yıllarca ezilip, horlanıp sömürülüp mazlumlaştırılmış yüzlerce neslin oluşturduğu bu sessiz milyarlarca çoğunluğun göz göre heba olup masumlaştırılmasına, her şeyden mahsur ve mahzun bırakılıp yaşamadan gitmelerine hangi büyük aklın sahibi izin verir. Bu zulme, bu haksızlığa, bu eşitsizliğe, bu adaletsizliğe kim hangi yürekle dayanır.

İnsanoğlu bu haksızlık, bu adaletsizlik, bu zulüm içinde yaşadıkça dünya ne yaparsa yapsın. Ne bilgi, ne ilim, ne irfan, ne teknolojik bilgi, ne üretirse üretsin. Doğru dürüst yaşayıp insan olmadıkça, bundan sonra insanlık adına bir arpa boyu yol alamaz. Artık bu kötü gidişatın, bu kötü yolun sonu görünmüştür.

Bundan sonra dünyada tüm sessiz çoğunlukları yöneten tüm küçük akıl sahipleri kendilerine çeki düzen verip. Akıllarını başlarına almazlarsa, büyük aklın gazabına uğrayacaklarını bilmeleri gerekir. Çünkü artık 2008′ de dönüşü olmayan, mazlumun ahının bu dünyada alınacağı günün yolculuğuna başlanılmıştır.

Ey dünya dikkat!

Bu yolculuk 2012’de hızlanıp 2016’ya o hızla devam edecektir. 2018’den sonra yavaş yavaş sükûna erecektir. Ancak dünya sükûna erinceye kadar birçok insanın da bu yolculukta hayatını kaybedecektir.

Sanmayınız ki, medyumluk yapıyorum. Atıp tutup korku tellallığı yapıyorum. Dünyayı kaosa sürüklemeye çalışıyorum. Hayır hiç birisi değil. Benim yaptığım insanlığa bir uyarı, bir hizmettir. Bu böyle bilinip böyle anlaşılmalıdır.

Haddim olmasa da, ben bunu bu gün akıl ve gönül gücüme güvenerek yazmak zorundayım. Bu bir insanlık görevidir. Çünkü akla yön verip, yol gösteren gönüldür.

Kalbi insan sevgisiyle dolu olup gönlü zengin olmayanlar bunu bilmezler. Benim gönlüm buna katlanmaz. Bu hissiyatı, bu bilgiyi gizli tutmaya izin vermez. Çünkü ben bu büyük vebalin altında kalmak istemiyorum. Onun için uyarımı şimdiden yapmış bulunuyorum.

Bundan sonrası elbette yine bizleri yöneten küçük akıl sahiplerine kalmıştır.

Allah cümlemizin işini rast getirsin. Haktan, hukuktan, adaletten sapmadan önce dünyada insan olup insanca yaşamayı, sonra da ahireti kazanıp, Allah’ın huzuruna yüz akıyla varmayı, Allah hepimize nasip etsin.

Akıl, ilim, sevgi, aşk ve muhabbet içinde sağlıklı yaşamanız dileğiyle hoşça kalınız.

Akıllı tutulan oruçlar, hayırla yad edilen ramazanlar.

22.02.2009
Cahit KARAÇ
Şair, Düşünür ve Yazar

Cahit Karaç

Advertisements