CUMHURUN BAŞI YA DA CUMHURBAŞKANI NASIL BİRİ OLMALI

Cumhuriyetle yönetilen bir ülkede, cumhurun başı her şeyden önce yasal mevzuata uygun ve tamamlamış biri olmalı. Daha sonra yeterli bilgi, eğitim ve kültürle donanımlı, dilini iyi kullanmayı bilen, bütün vatandaşlarına eşit mesafede duran, ülkesini seven ve temsil etme yeteneğine sahip olan biri olmalı.

Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının savunup kurdukları cumhuriyetin temel felsefesine sahip çıkan, onu her şartta koruyup, kollama akıl ve cesaretini gösterebilecek biri olmalı.

Ülkenin çağdaş dünyayı yakalayıp yarışmasında ve daha çok ilerleyip geliştirilmesi, zenginleştirilip güçlenmesi, halkın refaha kavuşması yolunda çalışıp çabalayıp gayret gösteren biri olmalı.

Kısacası cumhuriyeti yaşam tarzı olarak kabul edip bu güne kadar benliğinde içselleştirip ona sadık kalmış, güven verici hal ve hareketleri ile kendi yaşamında uygulayıp aile fotoğrafıyla alıştığımız cumhuriyete uygunluğunu gösteren biri olmalı.

Makamda otururken şımarmadan halka göstereceği mütevazı tavır ve alacağı kararlarıyla halkın güven ve sevgisini kazanıp, başına taç edip, görev sonrası bile, unutulmayıp sevip sayılacak biri olmalı.

Devletin bekasını korumayı, yargı değerlerine saygılı olmayı kendine şiar edinmiş biri olmalı. Alacağı her türlü kararda hak ve hukuka uygun uygun hareket edecek biri olmalı.

Daima niyeti salih, yolu doğru, temiz ahlaklı, eli, ayağı düzgün, geçmişi temiz, geleceğe umut vaat eden yolu izi belli olan, düzgün ve samimi biri olmalı.

Her şeyi ben biliyorum havasından uzak durup, anayasal çerçevede kendisine tanınan hakkın kullanımında başkalarının hak ve hukukuna tecavüz etmeden yasal çerçeve de durup olayların akış ve seyrini takip edip, lüzumsuz müdahalelerden uzak duran biri olmalı.  Herkese güven verip, güven duymalı. 

Halkına karşı gurur ve kibirden uzak, onurlu yaşamıyla kısa sürede bütün dünya milletlerinin de saygınlığını kazanacak çapta biri olmalı.

Devletin onur ve haysiyetini, kendi onur ve haysiyeti gibi bir gören; Ülkesini, milletini, bayrağını seven, kazanılmış cumhuriyetin tüm değerlerine sahip çıkıp onu koruyup kollayıp yaşatan, yüceltmek için çaba sarf eden, hiçbir güce, zora ve tehdide boyun eğmeyen biri olmalı.

Vatanın bir karış toprağı ile vatandaşın bir damla kanını kendi kanı ve canından aziz bilen biri olmalı. Buna mukabil, her şart ve ortamda metanetini koruyup barıştan yana olan, aynı zamanda da bağımsızlığımızı sonuna kadar savunup koruyacak akıl, bilgi ve cesarete sahip biri olmalı.

Ülkemizin ateş çemberi ile çevrili bir bölgede olduğu düşünüldüğünde hala, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılapları ile bu güne kadar korunup yaşatılan cumhuriyetin tüm kazanım ve değerlerin de bundan sonra da sahip çıkılıp, korunup yaşatılmasını bilen biri olmalı.

Ancak buna mukabil, tüm komşu ve diğer devletlerle karşılıklı ilişkilerde sürekli kendi devletimizin menfaatini göz önünde bulunduran ve istikrarlı bir yapıda hareket edip protokol kurallarına uygun yaşayan biri olmalı ki, ülkemizin menfaatini korurken aynı zamanda da barışçıl olup Atatürk’ün; ” Yurtta sulh, cihanda sulh” bağımsızlık ilkesini koruyup yaşatan biri olsun.  

Ülkemizin kalkınması, ekonomimizin güçlenmesi, halkımızın zenginleşip refahının artması için öncelikle kendi iç kaynaklarımızdan yararlanmayı ve daha sonra bağımsızlığımıza zarar ziyan vermeden dünyanın bütün gelişmişliğinden ve kaynaklarından yararlanmayı da bilen biri olmalı.

Ülke ekonomisine, öğretimine, eğitimine, kültürüne, sanatına, zanaatına, sanayisine, sanayicisine, yatırım yapan yerlisine, yabancısına, okuyan öğrencisine, okutan öğretmenine, hizmet edip üretim yapan köylüsüne çiftçisine, şehirlisine, bankacısına, finansçına, yazarına, çizerine kısacası toplumun her kesimine, her temsilcisine saygın davranan ve sevecen tavırlarıyla öncülük edip, destek veren biri olmalı. Bu bağlamda seçil olmasını unutup, hiç kimsenin yaptığı işi küçümseyip, onu hakir görüp aşağılayıp küçümsemeye hakkının olmadığı idrakine ermiş biri olmalı. 

Cumhurun başı da, başkanı da olsa; seçilen, seçenden asla büyük olamaz. Ancak onun büyük ve kudretli oluşu halkının teveccühü ile seçilmiş olmasındandır. Seçenlerin ona yasal çerçevede görev verip sorumluluk yüklemesindendir. Devletin başı olup makamdan aldığı güçle yasal çerçeve de devleti yönetip temsil etme yetkisinden kaynaklandığını bilen biri olmalı ki, halkına karşı sevecen ve hoş görülü tavırlarıyla devleti yönetirken makamın hak ettiği evrensel etik değerleri de oluşturup yerleştirerek kalıcılığını sağlayabilen biri olmalı.

Dış münasebette konu komşularımızla olan ister siyasi, ister ekonomik, ister kültürel, ister sosyal ya da başka alanlardaki karşılıklı ilişkilerde olsun; mutlaka etik kurallara uygun iş yapma becerisine sahip biri olmalı. Hatta komşuluk ilişkilerinin daha çok gelişip olgunluk kazanması için, yasalara uygun olmak şartı ile acil durumlarda komşularımızla abartıya kaçmadan yardımlaşıp dayanışma kültürüne sahip biri olmalı ki, olur olmaz güvenlik zafiyeti nedeniyle düşman yaratıp, silah tüccarlarına ülke kaynaklarını boşu boşuna harcamamalı.

Cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, insan hak, hukuk ve adalete, dini inanç ve bütün etik ve ahlaki değer ve düşüncelere son derece de saygılı olan biri olmalı.

Ülkenin her yerindeki, her vatandaşın (devletin bekasına yönelik her türlü terör hariç olmak üzere) örfünü, adetini, geleneğini, göreneğini yaşamasına hoşgörüyle bakmasını bilen, onların her birisinin kendisinin cumhurbaşkanı seçilmesinde söz sahibi olduğunu hiçbir zaman bilip unutmayan biri olmalı. Seçmeni olan vatandaşı her zaman kendi gibi her hakka sahip, birinci sınıf vatandaş olarak görüp muamele etmesini bilen biri olmalı. Onların hepsini kendi gibi bir görüp, bir bilen biri olmalı. Vatandaşlar arasında hiçbir ayrım gayrım yamadan hepsini cumhurun başı olarak sarıp kucaklamasını bilen biri olmalı. Kinden, nefretten daima uzak olan biri olmalı. Herkesi bu ülkenin bir evladı olarak görüp, onların dertleriyle dertlenip, sevinçleriyle sevinip, acılarıyla acılanıp, elinden geldiğince sembolikte olsa,  her birinin sevincini paylaşıp büyültmeyi, acını paylaşıp küçültmeyi bilen biri olmalı.  

Centilmenliğinden, nezaketinden, zarafetinden, asaletinden, insanlığından her şart ve koşulda dünyanın her neresinde olursa olsun, (onur kırıcı davranışlar hariç) taviz vermeden her insana göstermeyi bilmeli. Hiç kimseye hakaret edip kaba davranıp, onurunu kırıp incitmemeli.

Şu, bu gibi tüm ayrımcılıktan uzak olup, uzak durmalı. Türkiye çatısı altında yaşayan (vatana ihanet dışında olan) herkesi birleştirip bir etmek için, vatandaşı sevip kucaklayıcı olmayı bilmeli ki, kendisi de vatandaşından yeterli ilgi ve iltifatı görüp, sevilip sayılsın.

 Öncelikle kendi halkına sonra bütün dünyaya güven verip, temkinli bir şekilde de güven duyup yaşamasını bilen biri olmalı.   

He şeyden önce cumhurun başı iyi bir insan olmalı. İyi bir insan olan, iyi bir cumhurbaşkanı olmayı hak eder ve olur.

 

19.06.2014

Cahit KARAÇ

 

Advertisements