YARATILIŞ ÜZERİNE BİR KAÇ NOT İLE MESİH KONUSUNDAKİ DÜŞÜNCELERİM

1- Kendinden evveli ve sonrası olmayan / İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi varlığı ile yaratıp var ettiği ilk benzersiz varlıklar, kendileri gibi ilk bire (Allah’a) benzemeyen ((ilk bire benzer olmayan (yani ne Allah ne de Adem’e yani kendileri gibi yaratılmış olan, kendi ana- babalarına benzemeyen)) kendi benzerlerini, kendileri gibi (ilk bire benzemeyen, kendi benzerlerini) benzersiz oluştururlar.

2- İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi varlığı ile yaratıp var ettiği ilk benzersiz varlıklar, ilk bire benzemeyen kendi benzerlerini, kendileri gibi benzersiz oluştururlar.

3- İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi varlığı ile yaratıp var ettiği ilk benzersiz varlıklar, kendi benzerlerini kendileri gibi, ilk bire benzemeyen benzersiz varlıklar olarak oluştururlar.

4- İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi varlığı ile yaratıp var ettiği (kendi gibi) kendine benzer olmayan ilk benzersiz varlıklar, kendileri gibi ilk bire benzemeyen kendi benzerlerini, kendileri gibi (yaratılma ile) benzersiz oluştururlar.
Yaratılma ile oluşturulan bu varlıklara benzersiz varlıklar denir.

Tıpkı Nuh AS. Gemisine alınan birbirine benzer olmayan, her bir varlıktan oluşturulan oluşum (aşure) gibi. İnsan, kedi, köpek, balık, maymun, at, arı, karınca, serçe, güvercin, kartal, karga, elma, armut, üzüm, ceviz, arpa buğday gibi. ilk bire benzemeyen teklerden oluşturulan karışımın bu güne taşıyıp oluşturdukları çokluklar misalinde olduğu gibi.

5- İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi yaratıp var ettiği ilk benzersiz varlıkların kendileri gibi ilk bire benzemeyen, yaratılışta kendilerine benzer olarak oluşturdukları kendi benzersizlerine, birbirine benzer olmayan benzersiz varlıklar denir.

6- Kendinden evveli olmayan / İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi varlığı ile yaratıp var
ettiği ilk benzersiz varlıkların, kendileri gibi yaratılmayla kendilerine benzer oluşturdukları ilk bire benzemeyen benzersizlerine benzeri olmayan benzersiz varlıklar denir.

7- İlk benzersiz varlığın (Allah’ın), kendi varlığı ile yaratıp var ettiği ilk benzersiz (Hz. Adem, Havva anamız yada Nuh AS. Gemisine aldığı birbirine benzer olmayan her bir varlığın oluşturduğu oluşum, harman (aşure) misali) varlıktan, kendi gibi ilk bire benzemeyen (varlığın kendisine benzer) kendi benzeri olarak benzersiz oluşturduğu varlıklara benzersiz varlıklar denir. (insan, kedi, köpek, maymun, at, arı, karınca, elma, armut, arpa, buğday, üzüm vs. gibi.)
Allah benzersiz varlıkları öyle bir yaratmış ki; ilk yaratılan (ana) ne yaratana (Allah’a), ne de yaratılanın (ananın) oluşturduğu (evlat) ne yaratılanına (anasına) ne yaratanına (Allah’a) benziyorlar. Bir yandan da evlat anaya, ana Allah’a benziyor.

Allah, hiçbir varlığa benzemez. Hiçbir varlıkta O’na benzemez. Ancak yaratıklarının tümü hem O’na benzerler / benzerdirler. Hem de O’na hiç biri, hiç benzemezler. Onun için O, ne anaya ne de (ananın oluşturduğu) evladına benzer. Tüm ana ve evlatlar hem O’na benzerler / benzerdirler. Hem de O’na hiç benzemezler.

O’nun için O, ilktir. Hiç bir ilke benzemez. Ancak O, her ilkin ilkidir. ilkin ilki, ilkine benzer. İlkin benzeri kendine benzer. (ilk ilke benzer. ilkin benzeri kendine benzer.)

İlkin ilki kendine benzer. Kendine benzeyen ilkine benzer.

O ilk, ilk bir olduğu için hiçbir ilke benzemez. İlk, ilk bire benzer. ilk birden sonraki her ilk bir kendi ilk birine benzer.

Onun için O, ilktir. İlkin oluşturduğu hiçbir ilk O’na benzemez. (hiçbir ilk kendini oluşturan ilke benzemez. / kendini oluşturana benzemez.
Ancak her ilkin oluşturduğu ilkte kendini oluşturan ilke benzer. O’nun için ne ana Allah’a benzer. Ne Allah anaya ne de evladına benzer. Ne evlat anaya ne de ana evlada benzerler. Ne de her ikisi de Allah’a benzerler.

O, hiç bir ilke benzemez. Hiç bir ilkte O’na benzemez. Ancak O’nun oluşturduğu ilkten oluşanlar (evlatlar), kendilerini oluşturan ilk oluşana (analarına) benzerler. Onun için İlk birden yarattıklarının hepsi O, ilk bire (O’na) benzerler. Ana, ne Allah’a ne evladına benzer. Evlatta ne Allah’a ne de anaya benzer. Evlat anaya, ana evladına benzer. yaratılanların hepsi

Allah, ne anaya, ne de (ananın evladına) evlada benzer. Ana, ne Allah’a ne de evladına benzer. Evlat, ne Allah’a nede anaya benzer. Hepsi hem birbirine benzer. Hem de hiç biri birbirine benzemez. (Hem birbirine benzerler, hem de (hiç biri) birbirine benzemezler.)

Ana, kendisi gibi olana (ilkine ) benzer. Evlat anasına benzer.
Evlat anasına, ana evladına benzer. O, ne anaya, ne de ananın evladına benzer.

Hak, halkı yaratıp oluşturur. Halkta Hak’ı tanıyıp oluşturur.
Hak halkı, halkta haktan dolayı Hak’ı oluşturur.
Halkı Hak, Hak’ı halk oluşturur.

ALLAH: Kendi varlığı ile murat edip oluşturduğu öz’den her şeyi yaratıp var eden. Yaratıp var ettiklerini yaşatan. Yaşattıklarına bilmediklerinin öğreten. Öğretirken eğiten. (Eğitirken eriştiren. Eriştirirken değiştiren. Değiştirirken olgunlaştıran. Olgunlaştırırken dönüştüren. Dönüştürürken evirip – çeviren. Evirip çevirirken alıp – veren. ) Eğitirken eriştirmek için değiştirip dönüştüren. Eriştirip değiştirip dönüştürdüklerini olgunlaştırmak evirip çeviren. Evirip çevirirken, evirip çevirdiklerine her hali yaşatacak olan. Yaşatırken yaşattıklarını deneyip sınayıp test edip pekiştirmek için verip alacak olan.
Bütün bu oluşumları ilkliğine bağlı yaratmayla oluşturduğu mekan üzeride akıp giden zamana uygun olarak oluşturulmuş tekamül evreleri içinde yaratıp var ettiklerine her hali yaşatacak olan. onları dönüştürüp değiştirerek erginleştirip olgunlaştırmak için ilk birden başlayarak yaratmayla oluşturulmuş olan bütün kainat ve kainat içindeki oluşun ve oluşumun başı ile sonunu (İlahi Tevhit projesine uygun olarak) birleyip bir etmek için (kainatta) yaratılmış olan bütünün içindeki her bir parçanın her bir şeyini İlahi kader prensibi içerisinde sebeplere bağlı halden hale sokarak bütünün içindeki her bir şeyi terbiye ederken, (sonunda) terbiye ettiklerinden olgun sonda oluşturacağı birleştirilmiş bir bütünü oluşturmaya yönelik (kainat ve kainat içinde) yaratmayla oluşturduğu (Arş – ı Ala’nın altındaki semavattan başlayarak) tüm evrene ait bu büyük oluşumu, olgun son denilen (başlangıcın sonu anlamına gelen) başlangıçtaki başa her şeyi geri, (varlıktan geleni varlığa, yokluktan oluşturulanı da yokluğa) erginleştirip olgunlaştırarak dönüşümlerini, akıl üstü ilmi kudret ve kuvvetiyle sağlayıp oluşturacak olan İlahi yüce gücün, tek, diri ve bir olan varlığın adının Allah olduğunu düşünüyorum. (yada tüm bunları yapıp edip sağlayacak olan akıl üstü ilmi kudret ve kuvveti oluşturup yaratıp var eden, ilahi yüce gücün adı diye düşünüyorum.)

MESİH KONUSUDAKİ DÜŞÜNCELERİM :

Mesih olarak, Hz. İsa değil de, Adem AS. Gelecek denilse, daha doğru ve inandırıcı olurdu. Çünkü ilk insan (Adem AS.) O. Her şey O’nunla başladığına göre, kıyamet denilen alamette, her şey başlangıçtaki başa geri dönüldüğünde kopacağına göre. Bunun en anlamlısı bu olacağı için en doğru olanı da elbette bu olurdu. Akla mantığa daha uygun gelirdi. Hiçbir itirazda olmazdı. Her kes inanır, herkes O’nun gelişini beklerdi.
Çünkü yaratılacak olanların hepsi yaratılıp var edildiler. Başka yaratılıp var edilecek varlık kalmadı. Hepsi bitti anlamını taşırdı. O da tekrar başa dönüldüğünü işaret edeceğinden kıyametin kopma zamanının geldiğini bizlere net ve kesin gösteren en doğru haber olurdu.
Hal böyle olmayınca, ister Hz. İsa, ister Hz. Musa, isterse de Hz. Muhammet gelsin. Bu konuda Adem AS dışında gelecek denilenlerin hiç biri doğru olmaz. Söylenmiş olsa da sağduyulu akıl sahipleri tarafından hiçbir anlam ifade etmeyeceği için doğruluğu kabul edilemez. Zaten böyle de bir şey yoktur. (Olduğunu söyleyen varsa; o da ya cahil, ya da yalan söylüyordur. Çünkü bu işin sonunda ne Hz. Muhammed kalır. Ne de İslam dini. Her şeyi derin düşünün.)
Ancak bir dinin mensupları, kendilerine bir üstünlük payesi vermek için ya da yanlış anlayıp söylemiş olabilirler. Onun için onlara inanmak zorunda değiliz.
Allah bizlere akıl vermiş. İlim vermiş. İdrak etme gücü vermiş. Bunları doğru dürüst kullanmasını bilen kıyametinde ne zaman kopacağını üç aşağı beş yukarı zaten kestirirler.
Dünyada sömürü, hak adalet böyle sürüp giderken,
Halbuki Allah’ın bizlerden istediği kıyametin ne zaman kopacağını bilip öğrenmemiz değildir. Onun bizlerden istediği ne zaman insan olacağımızdır. Onun için sen, ben, o daha insan olabildik mi ki, kıyameti düşünüyoruz. Korku daha insan olamayanın işidir. Onun için korkmayalım insan olmaya çalışalım.
.
Cahit KARAÇ
24.09.2006

Advertisements